29 Mayıs 2008 Perşembe

ÖZLEM


özlem koydum adını
biraz da sen benimle yaşa
benim yıllardır seninle yaşadığım gibi.

sensiz olmaz
deniz kokusu gönderiyorum sana
kaç saat var şunun şurasında

yollarına bahar çiçekleri düşsün
hıdrellezde var mı bir dileğin bir gül
kendine iyi baklı cümleler susuyorum bu ara
biliyorum saçma diye şarkısı var
allah'a emanet ol diyorum içimden

akdenizden bir kuş havalandı sana geliyor
kanadına aç bak
kristal göz yaşları sakladım içine
sen dokununca gülümseme olacak yayılacak etrafına.
bekliyorum ne kadar bekleyebilirsem
özlüyorum ne kadar özleyebilirsem
seviyorum ne kadar sevebilirsem

yolarına güneşler açsın diyeceğim
bir bahar günü geleceksin
bahar senin yüreğinde

bir bahar günü geleceksin
bin özlem sona erecek
bir özlem sevdaya erecek.

KURMALI SAAT

önce sesini sevdim sonra seni
usulca aktı sesin ve önce kim bu dedim kim
sonra gözlerine kilitlendim
en son dudaklarında kaybolduğumu anımsıyorum.

tonlamaların içinde bir benim rengimi tonlamasanda
hiç kızmadın ben sana.
rengini tüm alacalı renklere çevirsende
ben bekledim tek renge dönmeni.

kimi geceler sesini yastık altında sakladığımda
kokunda olsa derdim
hem sesin hem kokun
ama anca biri benimdi.

bekledim.
hep bekliyorum zaten
kurmalı saate döndüm
hani şu ortasında yerden yem yiyen turuncu tavuklu saat var ya o gibiyim şimdi.
bekliyorum.

sesini gönder bana
bir mektuba saklasam bir ömür benle kalsa
nefesini gönder bana dudaklarıma sürsem
senin tadını alsam
fikrini gönder bana aklında olayım
bu bana huzur versin.

sen yine susma konuş sesini ver bana
çok yalnızım bildiğin gibi değil.

yüzlerce cümle kuruyorum belki ama çok ihtiyacım var sana.
duy!

SES

yıllarca sesini duymadığım oldu.
yıllarca yüzünü görmediğim hem de hiç.
bazen günlerce aklıma gelmezdin bile.
severdim ama seni. bu nasıl bir sevgiydi sensiz yaşıyordum.
hatta senin varlığına rağmen seviyordum da, öyle sanıyordum şimdi anladım sevmiyormuşum.

sesini duymak istemiyordum bazen.
sesin acıtıyordu çünkü, sesin hiç gelmeyecek şafak vaktini hatırlatıyordu.
sen yoktun.

bir tek sesin var bende senden kalan senden yadigar
bir tek sesin var bende

ondan vazgeçer miyim
kendimden geçer miyim?
özledim çok özledim
bakışının bittiği noktada ölmez miyim?
gel desen gelmez miyim ?

seni seviyorum

elleri hiç dinlemedim
bitecek olsa biterdi bitmedi benimle kaldı

16 baharı sattım 17. bahardayım

sesin kaç bahar eskitti benim sessizliğim senin yokluğun

ayrı çoğrafyalar ayrı insanlar ayrı diller
hep bir kumral ten üstünde ezildim

ben bir hayali bekledim
sen o kişiysen gelecek misin ?
sesimsin sessizliğim.

KARŞILIKSIZ AŞK


Karşılıksız aşk; telefona benzer.
ya sürekli meşgul çalar
ya da çalar çalar açılmaz.

HAZAN

Sevdiğim gibi seveceğim gibi kal
bana benzeme
sen ilkbaharsın
ben ilkyaz olamasamda
günahım boynuma
sen üzerine alınma

kendimden büyük sevdim ben
kaç mevsim tüketir benden
alır giderim derdimi ses etmem
ser veririm kendime sır vermem

kalbine mülteci bir sevdaydım yer bulamadım
şimdi tüm kuşlar için göç vakti yol uzun
ve dönüş yolları hep daha çok koyar insana
kanatlarım daha bir kırık umutlarım daha bir yıkık
ama aşkım sapasağlam sen olmasanda

iyiyim sen merak etme çok iyi
Tüm tebessümleri yüzlere çarpacak kadar kahkahalarım var
hepsi yalan olsada
senden başka bilen yok bu dünyada
günahım boynuma !

ADA

Sen anakaraydın bense bir küçük ada.
yörüngen misali dönerdi okyanusum çevrende
sen dalgalara dik ben yenik
sen anakaraydın bense bir küçük ada

senin kuralların vardı
benim zaaflarım
ben yenilirdim
sen hep kazanan taraf
benim yalanlarım vardı kendime sustuğum
senin sessizliğin bana zırh koyduğun

sen anakara ben küçük bir ada
asla birlikte olamayan
bir haritada belki birlikte çizilen ama ayrı coğrafyalarda
başka yarım kürelerde

başka kadınlar girdi hayatına
dokunmadım saçlarına
öpmediğim dudakların kanattı hep oysa
sen anakara ben küçük bir ada

sevmemem gereken bir koca adam sanki bir anakara...

İZ

ilk ortaokulda hayal ettim seni.
koyu renk uzun saçlar biçimlendirdim sana kocaman kahverengi gözler.
hiç mavi gözlü olmadın.
çünkü ben çikolata rengi gözleri seviyordum.
sıcak bir kahve gibi.
bazen ela oldu gözlerin ve bazen yeşil kum taneleri koydum gözlerine.

sessiz bir duruşun vardı senin.
benim gibi değildin.
ayakların yere basardı.
sana şarkılar tutardım türk pop müziği yeni patlamıştı.
tarkan musti kenan dinlerdik kızlarla.
ve dedikodu yaparken asla sınıftaki erkeklere bakmazdım.
sıradanlardı hep.
bir gün derdim karşılaşacağız ama ne zaman.

seni bulmak için yıllarca bekledim.
bir hayaldin hep.
adını bilmiyordum.
hayaldin ya gökyüzündeydin sanki.
aşkın gökyüzü hali dedim sana.
ismin hangi harf ile başlıyordu bilmiyordum.

sana şiirler yazıyordum ama hiç yoktun.
düşlerime alıyordum seni,
hiç konuşmuyorduk.
kalın kaşlar ekledim sonra sana babamınki gibi.
boyunlu kazaklar giydirdim.

bana şarkılar söyle istedim.
söyledin.
gitme dedim hep gitme ama sen gittin.

hala düşlüyorum seni.

adını bildiğimi sanıyorum bazen.
adın hangi harfi ile başlıyor biliyorum.
adını söyle bana.
bekliyorum.

yazın gelmesini istiyorum.
yaş başını almış gidiyor.

ben hala ortaokuldaki küçük kız gibi seni düşünüyorum.
en son üniversitede gelirdin aklıma.
sonra kovdum seni aklımdan.
yine geldin.
bu kez ben seni çağırmadım.
kendin geldin.
ben sadece oyalanıyordum hayatla.

ve yine girdin kalbimin oyuklarından
çünkü sen hınzır adam tüm yolları biliyordun.
sensiz olamayacağımı,
seni sevmekten vazgeçmeyeceğimi.

bana bir şarkı yolla iç sesinden,
bilmediğim tüm notaları diz, anlamadığım tüm dillerde söyle.

içine kendinden koy, yastığa kafanı koyduğun andaki yüz ifadeni
ağzına aldığın ilk ekmek parçasının lezzetini.
terini koy içine, parmak izlerini eski kitaplarda bıraktığın.
içine biraz mavi koy biraz sarı .
beni düşün de oku son bir kez.

sana yazdığım tüm sözleri yüzünde bir gülümseme ile erit
ve elimi tut bırakacak olsan bile sıkı sıkı tut.
tut ellerimi dudaklarını dudaklarıma sar.

ve bir iz bırak bileyim bu senin dokun ve kokun kalsın tenimde...

YANLIŞ ZAMANLAR TAKVİMİ

yanlış zamanlar takvimindeydi zaman karşılaştık .
garbi yelleri vurmuştu yüreğime soğuktum ;
sahte tebessümlerim vardı dağıttığım
çocukça gülüşler oyundan
daha erişmemiş , ham sevdalarım vardı olgunlaşmasını beklemedin

senin ne sevmeye gücün vardı yeniden ;
ne beklemeye soğuk kışlara vurdun beni gittin . . .
daha yeni güneşe durmuştu yüreğim
daha yeni bahar yağmurları yağacaktı içimize

tek söz söylemeye hacet asılı kaldı cümleler dudaklarda
tam da bulmuşken ben seni
aşka vurmuştu kalbim limanına
öğrenmişken sevmeyi
gittin !

bense vurgun gibi denizlerde aşık ;
divane bitmiştim . . .

EL YORDAMI


seni tanıyordum beraber yaşanmışlıkları olmayan onca sene
bir hayale sarıyordum seni uyuyordum geceleri
büyütüyordum düşlerimde
ve ses vermediğin tüm zamanlarda aldırmıyordum
dudaklarını okuyarak anlıyordum seni
konuşmuyorduk hiç.

sonra ben el yordamı ile devam ederken hayata birden daldın içine izin istemedin.
oysa ben senden izin isterdim
sana aşık olabilir miyim derdim
sen duymazdın!!!

daldın öylesine nereye dokunsan kendini bulurdun bende
nereye dokunsan sevgimi içimde

şimdi bahara durdu yüreğim ocak ayında erikler çiçek açtı
ve hiç bilmiyorsun sen ama apansız bir zamanda çıkıp gelmeni bekliyorum
ve ellerini uzatıp bana yanımda kal demeni istiyorum.

bugün topuklarımla yolları döverken kulağımda sesin vardı.
ve rüzgar dokunurken yüzüme seni düşündüm yine.
ve nedense tam da seni unuttum derken dalıyorsun hayatıma.

keyifli değilim bu günlerde senden haber alamıyorum!!!
ve seni özlüyorum nedensiz.
yazıyorum içimdeki zırh yok oluyor.

özgürleşiyorum.her nerde olursan ol,
kimlerin dudaklarını okursan oku;
seni düşünüyorum.

biliyorum bu günler geçecek.
keyifli değilim gökyüzüm hemde hiç.
yağmur da yağmıyor.
yıkamıyor yüzümü.

seni seviyorum desem gelir mi sesim oraya.
arada kaç rüzgar var kaç fırtına.

sen bana demez miydin sen edebi sanatların satrançcısısın.
şahımı aldığından beri ben kayboldum.

sen uzak diyarlarda aklında ben bile yokum.

seni unutmuyorum hiç hep karlı günlerin izi var üstümde
ve sesin uzun yolculuklarda eve dönüşlerimde.
dilimin kimyasını seviyorsun da beni de sev istedim.
olur ya bir gün kalbimin atışını elinle duy istedim.

gelir mi sesim sana dokunamazsın ki gözyaşlarıma.
inkar etmiyorum.

seni seviyorum.
sana hiç dokunamasamda.

biz iki yabancı olsakta...

ÇINARIM


yazarken susuyorum aslında
yazarken seni buluyorum satırlarda
yazarken ruhun ruhuma değiyor diyorum

bu sevda yükü çok yakıştı bana
ve dokundukça melodiler bana
sözlerin cam kırığı gibi batıyor içime
susmak düşüyor en çok bana

ve sen bilirsin ben susmayı hiç beceremem
ya yazarım ya konuşurum
bir de gözlerimi kapayıp seni dinlerim
bir seni dinlerim bir seni

sen hiç dokunmadığım dokunamayacağım sevgilim
sen geveze kızları hiç çekemezsin bilirim.

ben balıkçıl kuşun bir akdeniz havası gönderdim sana.
bir çınar yaprağı parktaki güzel ağacımdan.
sen onu daha görmedin

sana benzer çınarım
sen kadar büyük
sen kadar değerli
sen kadar benimdir o.

yazları yemyeşildir çınarım
ve ben yazları onun altından seyrederim denizi.
ve kışları o çıplaktır ve bensizdir benim her dem sensiz olduğum gibi.

oysa ben çınarımı düşünürüm kışları da uzakta olsa ağacım bana
o ve sen aynısınız işte.
o ve sen ikiniz de herkese aitsiniz
en çok doğaya ve sevenlere.

ben de kendimi denize adadım.
işte deniz kızın böyle doğdu dokunamayacağım sevgilim.
bir avuç köpük oldu sen bilemedin ...

MUTLULUĞUN ADI

geceler kapanırken üstümüze
bir sen geliyorsun aklıma;
ve derdimin tek dermanı sen yoksun,
yoksun yanımda.

eğer mutluluğun bir başka adı olsa
senin adını koyardım
aşkın gökyüzü hali derdim;

geceler kapanırken üstüme
seni giymek isterim rüyalara
her gece seni görsem
ve her gece seni koklasam ama yoksun!

aşkın yalın hali var,

e hali, i hali, de hali den hali.
ben seni seçtim.
sen beni seçmesen de olur.

sevda dediğin kavuşamamak,
sarılırsam sana ne olur!..
yani yollar kesişmese de olur;
zaten aşk da budur...

dudakların benim dudaklarıma ne kadar yakın olabilir?
bir kez öpsem seni,
sen devam eder misin beni öpmeye;
yoksa çekip gider misin?
geceler kapanırken üstümüze;

gitme!

CAMDAN ŞATODAKİ PAPATYA


ben sana yaklaşmak için bir adım geliyorum,
sen ise benden kaçmak için on adım geri gidiyorsun. ben seni anlamıyorum.
biliyorum harika biri değilim, ne çok güzelim, ne çok zeki, on parmağımda on marifet de yok hani...
yani haklısın bana yüz vermemekte.

ama ne bileyim, bir tebessüm etmen de çok değil,
bir selam ver göz ucuyla "gördüm seni" der gibi.
ne bileyim "merhaba" de sıcak taze ekmek koksun bu merhaba sen gibi yürekten.
ama sakın görmemezlikten gelme beni,vurma beni derinden.
çünkü sen kar gibisin beyaz ve ince ve saplanmışım kara ben bir kere.
kurtulmam lazım, kurtaracak başka sen yok.
sen de "o" değilsin ben bunu çoktan anladım.
sen merak etme.

sen papatya tarlaları gördün mü hiç?
bir uçtan bir uca, başı yüksek, başı mağrur, burnu tepelerde papatyalar!..
onlar gibisin işte güne hasret, güneşe hasret,suya, yağmura,emeğe ve sevgiye
sen aşka hasretsin
papatyam sen bunu nerden bileceksin!

sen yine görmeyen nazarlar at çevrene; görme duyma ve sakın sevme kimseyi.
ve bir gün buz tutan yüreğinde artık yeşil dallar veremediğinde;
bekleme birileri gelir beni kurtarır diye
gün geçer, ay geçer. sen de yalnız kalırsın.
sende üzgün olursun

ben sana yine papatyam derim
yine içim titreyerek söylerim şarkımı
sen yine başın dik, kalbin kapalı yaşarsın.
sen böylesin işte;

camdan şatondan asla çıkmazsın!..

MEKTUPLAR


sana hiç göndermediğim, gönderemeyeceğim mektuplar yazıyorum. bazen elime kağıdı kalemi alıp yazıyorum eskiden olduğu gibi. çok eskiden, o ilk günlerdeki gibi. kafa kağıdım büyüdü de zeka yaşım hep aynı. hala aynı saflıkla yaşıyorum. serde sevda var. sonra okuyorum yazdıklarımı tekrar tekrar o bilindik amblemi yapıp sayfanın başına, koyuyorum dosyaya, hani şu ad ve soyadının tersi kalp oluyor ya işte o amblem. saymadım kaç mektup oldu sana yazdığım. senin hiç bilmeyeceğin. bilmesen de sevilmek böyle bir şey işte canımın içi.sonra gece oluyor aklımdan cümleler geçiyor, diyorum bu aşk fazla geldi bana. beni eskitiyor. artık 19 yaşında değilim ki gökyüzüm. bak küresel ısınma da oldu. nerelere gitsem bilmiyorum.

sana hiç göndermediğim mektuplar yazıyorum içine hep kendimden koyuyorum sana dair bir şey yok bende. bakıyorum bulamıyorum sana dair ne var bende. biriktirdiğim cümleler o kadar çok ki içimde yastık başıma batıyor geceleri. düşünmeden uyuyamıyorum. mektup yazar gibi cümleler ile samanyolu kuruyorum kendime. kimi zaman hikayeler kimi zaman şiirler kimi zaman mektuplar yazıyorum. bu deli halimin sebebi sensin. biliyorum bu aşk bana hiç yaramadı. bu deli halimin sebebi sensin. şarkılara vuruyorum kendimi. aynı şarkıyı 100 kere dinliyorum. bu ara her yanim ayrılık'a sardım. öyle bir dolandı ki şarkı bana 2 günde 100 kere dinledim ben. notaları içimden çıkaracağım o derece yani.

kendime aşkın 28 halinden birini seçmedim diye üzülmüyorum senin haline üzülüyorum. senin kara saplanan yüreğine ne çare bulsam diye. bak kar yağıyor orda.

ödül müdür ödünç müdür bu sevda yükü bana.
ağlayan bu yara benimdir,
içinde susmayan deniz kızı şimdi yolunu bulur, okyanuslarda.

AŞKIN GÖKYÜZÜ HALİ


ilk ne zaman karşılaştık bilmiyorum. Aynı taşlara ayağımız değdi mi ya da aynı şarkıları sevdik mi hiç bilmiyorum. Tek bildiğim zaman zaman hayatıma izinsiz daldığındı. Aynı dili konuşuyor muyduk? Hiç sanmıyorum, aynı dili konuşmuyorduk ! konuşsaydık ben yalnız olmazdım biz olurduk. Her seferinde başka suretlere büründün başka kimliklere başka isimlere. Sandım ki sen benim tek kurtarıcımdın. Bekledim , bekledim. Hep sabrettim. Salak bir sadakatle bekledim. Gelmedin.

Sevgi miydi bu yoksa bir yaranın tuzla pansumanı mıydı çözemedim. Sevgi denemezdi. Sevmek zaman alan bir duyguydu senle ben ne zaman birlikte zaman geçirdik ki. Yalnızlığımın gizli adı oldun sen. Ben kendi seramda büyüttüm seni. Sen hiç gelmedin. Belki beni en çok yaralayan umutlarıma senin adını koymamdı. Sen bunu yap demedin ki. Ben salaktım ben yaptım. O kadar cümle biriktirdim ki cebimde sana dair kaybolduğum tüm yollarda birine tutunup yola devam ettim . iyi ki varsın dedim o zamanlar. iyi ki varsın. Ne zaman yalnızlığıma bir bahane arasam aklıma geliyordun yerine kimseyi koyamıyordum yerine kimseyi sevemiyordum. Ben mutlu sonlu masallara inanıyordum. Bir masal kendim için de yazdım. Biliyorum tüm suç bende. Sen beni sev demedin. Bir şarkı çalıyordu sürekli iyi yüreklim bir ben duyuyordum senin kulağına gelmiyordu.


Zaten seni sevmiyorum ki. Sevmek zaman alır, sevgi paylaşımdır, sevgi dokunurken incinir mi diye düşünmektir. Ben seni hiç incitmedim ki. Sen dokunmadan kanattın. Şimdi düşünüyorum da bir daha dünyaya gelsem aynı şekilde aşka senin adını koyar mıydım? alfabe de tek bir harfi tüm dünyam yapar mıydım?

kalp kalbe karşı derler ama senin alfabende aşkın öz hali varsa ben sana aitim. sen ise bana hep aşkın gökyüzü halisin.

vazgeçilmezsin...

LEKE

kaç yıllık lekesisin gönlümün
ne saymak istedim ne bilmek

seni seninle temize çekemeyince
izin de kaldı derinden.
zaten biz olsak unuturdum bir ihtimal
biz olsak yaşamadıklarımın pişmanlığı boğazımda olmazdı

sen hep sen oldun ve bazen de siz
ben tek oldum aşkım lekesiz.

DEĞER Mİ DEĞER

Sen gölgesini ardı sıra sürüyen adam, ben sevdası kendine ağır gelen kadın bir bahar akşamı karşılaştık.
Benim ham sevdalarım vardı erişmemiş, seninse büyük bir geçmişin. Benim içinde kaybolacağım.
Ondandır ki ses etmedim hemen.
Biliyordum içine dalacağım hayat benim olmayacaktı.
Ama aşk bu hesapsız, düşünmeden, sorgulamadan, alınmadan yaşanması lazımsa yaşanmalıydı.

sesini gönder bana bir mektuba saklasam bir ömür benle kalsa, nefesini gönder bana dudaklarıma sürsem senin tadını alsam, fikrini gönder bana aklında olayım bu bana huzur versin.

Yeterki sırlı aynalara çevirme yüzünü bana bak.
hüznünü bende bırak.
ezberlediğim anılarda bedenin coğrafyasında kaybet beni
biliyorum kısa sürecek çok kısa!

değer mi değer
dokun hiç dokunmamış gibi

değer mi değmez kal orda uzakta ...

başlamadan bitsin bu defa.

başlamadan bitsin
vazgeçtim başlasın

vazgeçtim ilk ve son defa

ben sarılıp düşlerime devam ederim yoluma, sen bir hüzün olacaksın kağıt aralarında.
Yaşayacağım anılarınla yaşayacağım başka çarem yok.
Aşkı cümlelerde boğup ucunu sivrilttiğim kelimeleri kalbime batıracağım.
Olmayacaksın belki bir daha.
Olmayacaksın.
Ama başka senim yok.

Sen gölgesini ardı sıra sürüyen adam, ben sevdası kendine ağır gelen kadın bir bahar akşamı karşılaştık.
Sevdiğim seveceğim her şeyin fazlası sendeydi.
Ondan vazgeçtim kendimden.
Vazgeçtim mevsimlerden tek bir güne kurdum saatimi bir bahar gününe.
Senede tek bir güne.

dudaklarım kaldı sende.
sakın geri verme.
konuşmak istemiyorum.
sana sustum.
bırak öyle kalsın.

Ama aşk bu hesapsız, düşünmeden, sorgulamadan, alınmadan yaşanması lazımsa yaşanmalıydı.

Yaşadım bir başıma bizsiz.

ve artık dilsiz.

HİÇBİR ZAMAN

bir telefon kadar yakin degilsen cok uzaksin çok diye bağırdım içimden.
çok uzaksın çok.
uzaklığımızı hep biliyordum.
sedece bir an inanmak istedim,
tekrar 18 yaşında olmak karlar yağarken çay buğusunu sesine katmak.

telefonumda numaran olsun istemiştim ya ve uydurma bir numara yazmıştım sana.
sildim onu o gün. gerçeğini de sildim sonra.
aklımda ama. aklımdan da silerim.
kendimi tanıyorum.
onlarca gereksiz insan yanında sol yanımda en çok beni kanatan senin bir yerin olması için telefon numarana, sesine ihtiyacım yok. ben sana o kadar büyük bir yer ayırdım ki. bilmiyorsun. bilmene de gerek yok.
sen beni tanımazsın.
ama benim yüzdüğüm okyanuslarda çok mürekkep balığı var.
gene bir kalem yaparım gene yazarım aşkı baştan sona.
gene birini severim aklımdan.
aslolan benim.

bilmiyorsun.deniz kızın seninle;
herkesin bir özlemi yok, senin var.
o da mum gibi bitiyor.görmüyorsun.
sadece ışık kalacak geriye biraz ışık sonrası yok. gelmiyorsun.
"sen benim hiçbir şeyimsin
hiçbir sevişmek yasamisligim
sen benim hiçbir şeyimsin"

hiçbir zaman dudaklarınla susturmadığın kenar süsü'n.

sevmek dokunmaktır dedim
kendimi inandırdım bu yalana.
sevmek dokunmaktır!
hissetmediğin biri ne kadar gerçektir dedim ama inanmadım ben de bu yalana.
sen benim hiçbir şeyimsin yolumuz kaderden ayrı

ben senin kenar süsünüm
sen benim hiçbir şeyim
ödeştik?

yürek rehinse bir isimsiz aşk uğruna
giden gider kalan acıyı bal eyler,
söylediğim duyduğun tüm cümlelerin en çıplak halini bilsen bu aşkın derinliğini bilirdin.
ve sen de giderdin.
ben gibi, inkar ederdin.

zaman bu aşkı dev aynasında görme vaktidir.
dev aynasında gördün kendini
bir dev uykusu uyur yüreğin
ve bir küçük deniz kızı olmaz o masalda.

kader ayrı masal ayrı,
sen benim hiçbir şeyimsin.
sen benim virgüllerimsin.

UMUT

vazgeçmek üzülmeyi durdurmaktır bazen.
çekilen acılara ambalaj çekilir, vitrine konur acılar ve sergilenir bir süre.
vadesi dolar acıların.
zaman tozunu alır ve zaman çoğu zaman kendisini de alır acıların. sadece izi kalır.
bazen iz bile değil tis bir ses.
sadece kendin duyarsın.
bir gitarın telleri kopar,
birinin elleri kanar.
duyarsın ama gidemezsin,
çünkü vazgeçmek dönmemektir. bitirmektir.

umut bizim mahallede bir erkek bebekti büyüdü.
ve o büyürken ben yaşlandım.
o büyüdü ben yaşlandım.

seni tanıdım.
sen büyüdün gözümde, ben küçüldüm kendi içimde.
büyüdükçe ufaldım.
konuştukça alçaldım.
sessizliğe gömüldüm,
kaderimi yaşadım.
bir daha yaşamak istemediğim ne varsa düşlerime sakladım.

umut bizim mahallede bir erkek bebekti;
ben ortaokulda ona şiirler yazardım.
ben ortaokulda umut kucağımda.
oğul umut büyüdü ben aşktan vazgeçtim.

iftihar et bu senin eserin.
azad edildim kaderimden.

umut bizim mahallede bir erkek bebekti.
o büyüdü ben değiştim.
şiirlerim de değişti artık ,
isminin ilk harfi yok alfabemde,
ondan bile vazgeçtim.

SUSTUM

belki de en doğru olan susmak.
çünkü kimse bilmez seni, içindekini, aklındakini.
her şeyin üzerine sırdan bir cila çekmek gibi,
ayna olursun herkes senden yansır.

artık bir sır oldum,
kendime sustum.
bul bulabilirsen.
sözcükler mühürlü tılsımını paylaşmak istemeyen birinde.

sustum.

o masaldaki deniz kızı sonunda ben oldum.

uçurum eke eke susarken artık ne balıklar konuşur ne de martılar
sustum, sustum, sustum.

bunu sen istedin ben değil.

MÜHİM DEĞİL

seni sevdim sessizce o kadar acıtmadı da
senin öğrenmen dokundu en çok bana
neden susmadım ki neden...

pişmanlık ellerimden kağıtlara sızıyor
ama iş işten geçmiş gönül defteri temize çekilmiyor.
oysa ben ne çok sustum seni kendime
bir sırdın içimde
severken acıtmazdı aşkım beni
ama şimdi...

sigaraya yenide başlamam asla
onca sene geçti sensiz o küçük kız değilim
mühim değil çok ama çok iyiyim.
sorma bana bir daha iyi misin diye.
artık seni dinlemiyorum yalan!

seni özlediğim tüm zamanlarda yokluğun an be an çakılıyor alnıma
ve özlediğim koca bir hayal
ve asla dokunmadık ki birbirimize
düşlerime aldığım hayalin kanattı
yine marmara akdenize karışmış
yine ben yine sensizim
martılar gelmiş pencereme

ağlamıyorum sen hiç beni ağlarken gördün mü

kalemimden kan damlar arada sen bakma bana ben edebiyat yaparım

sen bakma bana mühim değil
bu gece de bir şarkını sarar uyurum sensiz
bitti buraya kadarmış ...
sevdiğim sandığım hayalin anca benim avuntummuş
artık susma vaktidir sevgilim.
vezgeçtim.

PALMİYE

toplamıştım ne var ne yok
çalı çırpı ısıtıp buzları eritmek için
küresel ısınma da vardı
işim kolaydı

hatta burda kar da yağmazdı
dedim işim kolay erir yüreğin
nerde?

toplamıştım düne dair ne varsa
kalbime biriktirdiğim
sevdiğim seveceğim her şeyi sende saklamıştım

seni de ısıtırdı sevgim nerde?
sen ben değildin ki.

ben de vazgeçtim senden.

vazgeçmem sanırdım
onca sene içimdeydin
ya köklerin derinlerde bilirdim

oysa sen palmiyeler gibisin uzun ve kudretli ama dipsiz be sevdiğim

çıkardım gitti.

kapı açık arkamı döndüm çıktım bensizsin.

sen kaybettin.

SARIŞIN DENİZ KIZINI ÖLDÜRMEK


ilk kez öldürmeyeceğim onu ben. yıllar önce yine öldürdüm içimdeki deniz kızını. sene 2000'di. platin saçlarımı koyu kumrala boyayıp sonra kağıt makasıyla doğramıştım. soranlara fönde yandı yalanını anlatıp kimseyi değil en çok kendimi kandırmıştım. az kaldı sarışın deniz kızı'nın ölmesine. bu kez gerçektan ölecek. çocuklar gibi saçlarımı başka renklere de boyamayacağım 18 yaşında değilim artık. doğal bir ölüm olacak bu. tek taraflı bir vazgeçiş içimdeki deniz kızından. onu çok sevdim çok. kimse bilmez ne kadar sevdiğimi. sevginin kantarı yok.

onu çok sevdim ben. hiç sahip olmadığım kız kardeşim ve belki doğmamış hiç doğmayacak kızım gibi sevdim onu. o beni hiç sevmedi. sevse bir parça şans verirdi bana, bir ümit verirdi vermedi. gelmeyecek şafak gününü bekledim ben deniz kızımla. şafak doğmadı. saydım günleri, bekledim. beklemeyi sevdim. gelmedi. artık beklemiyorum. ne deniz kızımın bana şans ile dönmesini ne güneşin doğmasını üzerime. güneş gitti.

şimdi sadece bir şey kaldı elimde sessiz harflerim bir kabulleniş ve gökkuşağim tek renkten olan bir gökkuşağı. tek bir renk. hüzünlü bir renk. benim rengim. okyanusa dönmeden önce, deniz kızımı gökkuşağındaki o maviye gömüyorum. bunu sen istedin. ben sadece bekledim. ve sustum artık. içimden sustukça büyüyor kabullenişlerim ve vazgeçişlerim. ertelediğim hayatlar alnıma çakılıyor. çivi çiviyi sökmez ama mıh aramaya çıkıyor yüreğim, mıh ol istedim hayatımda. her şeyi temize çekip en baştan başlamayı ve başlamak adına geçmişi pembeye boyamayı. bir seni istedim o kadar. çok şey değildi bu. çok şey değildi. asla değil!

ilk kez öldürmeyeceğim onu ben. yıllar önce yine öldürdüm. o zaman da yoktun yanımda şimdi de yoktun. sakın gelme. yağmur olup gel demiştim kaç kere. deniz kızımın gözyaşları ile oluşan gökkuşağında senin yerin yok. sakın gelme. gelirsen affetmem. gelirsen susmam. gelirsen işte o zaman. seni artık sevmem. bırak sevgin kalsın içimde. deniz kızım öldü. biraz mavi kalsın benimle. deniz mavisi. deniz kızımı kaybettim hükümsüzdür yazsın gazetelerde en küçük harflerle.kaybettim ben deniz kızımı sen beni kaybettin. artık ikimiz de mutluyuz. kutlamalar başlasın. ilk kadef bir yabancıya kalksın. dudaklarını dudaklarımda unutan bir yalancıya. yalancıya!

TIP

O oyuna başlamıştı.
ben geç fark ettim.
sonra ben de başladım susmaya.
nereye kadar giderdi hiç düşünmedim.
zaten düşündüğüm yerde her şey biterdi.

korktum. başladım susmaya.

hadi bir, iki, üç; tıp.
kimde sıra ?
sıra bende,
sustum.

aslında kolaydı susmam,
yazıyordum onu ben konuşmuyordum ama yazıyordum.
duymuyordun.
ağlıyordum. duymuyordun. susuyordum ama duymuyordun.
duymuyordun hem de hiç.
bir duysan.


susmak hiç iyi gelmedi ama.
ama sustum tıp oynuyorduk ve kazanmasam bile oyun oynamayı severdim ben.
seni de severdim sen biliyordun.
işte esas sorun buydu. seni seviyordum.


o sustu.
ben sustum.
o hiç söylemedi.
ben hiç bilmedim.
hiç dokunamadım ruhuma
o hep içimde bir yerde
silmek istedim kaldı izi.

o sustu ben sustum.
ben susadım.
o susamamış.


bir şarkı yolladım ona radyodan fal tutarak;
şarkıyı içime sustum.
o söylemedi. ben duymadım.
ben söylemedim. o duymadı.

sustuk.bizim hiç dokunulmamış anılarımız vardı.
o yoktu anılarda ben vardım
onu da yanıma, sol yanıma katmıştım.

bizim üstü açık düşlerimiz vardı.
eksik sevişmeleri bir bahar gününe sattığımızdan beri o sustu ben de sustum.
o sustu. ben sustum. sustuk.

işteş fiillerin en belalısında ikimiz bir olduk.
sustuk.
oyun bitecekti elbet.
ben susmayacaktım.

benim harflerim var ucunu sivriltip yüreğime batırdığım,
benim haflerim var. benim bir senim yok.
ve belki asla olmayacak.
benim olmadın hiç bildim.
ödünç bile vermedin kendini.
bense hep senindim bunu bilmedin sen emindin.

bir, iki, üç tıp; oyun başladı.
az kaldı oyun bitecek.
ve bir daha ne kalemim ne klavyem seni yazacak.

o sustu.
ben sustum.
ben susadım deniz oldum.
tuzu yarama bastım.

bir oyundu oynanan tıp.

o konuştu kader oldu.

bir, iki,üç ; tıp.

oyun bitti,

sustuk!

MONOLOG

içine susmak yerine kendi kendine konuşmaktır.
bazen iki kişilik olaylarda da kişi monolog yapar.

ya susar ya monolog yapar.
ikisi de aynı,
teksin bir başına.

susarsın bir insana,
bir insan ararsın yoktur.
susarsın en son kendinden içersin.
kendinden kanarsın konuşmaya.
arşında kimse yoktur.
bir bakarsın monolog bitmiş.
sen yine senlesin.

herkes gitmiş.


tüm düşüncelerimi içime sustum,

anlatamadım kimseye, kinimi, nefretimi
ve öyle birikti ki her şey,
benliğim afette kalakaldı.

TERK

şimdi tüm terk edilişlerime bir mezar kazdım.
uçsuz, dipsiz.

bu defa ben terk edeceğim kendi haline
ve sanki hiçbir şey yaşanmamış bir ömre
tek bir gün ekleme derdine düşeceğim seninle...

YAZ YAĞMURU

sen hep sonbahar oldun,
kış oldun.

hiç yaz olmadın ya da bahar.
oysa ben yaz yağmurum ol istedim

sınır bilerek beni ıslatmanı yalnız beni,

diğer hiç kimseyi !

ADSIZ

karşılaştık ikimiz de yabancıydık.
ondan isim aramadık.
sonra o arkadaşız dedi.
ben inanmış gibi yaptım.
evet arkadaşız. ama diğer arkadaşlarım gibi değildi.
içimden geldiği gibi konuşamıyordum onunla.
konuştuğum zamanlar ise kendimi kötü hissediyordum.
pişman oluyordum içimde tutmadığım her şey beni acıtıyordu sonra.

arkadaşım değildi kesin.
dostum da değildi.
sevgilim hiç değildi.
aklımdan bile geçmezdi sevgilisi olmak,
uzak bir düştü.

sevdiğimdi işte sorun buydu.
benim sevdiğimdi yalnız benim sevdiğim.
ona hiç sormadım ben kimdim onun için.
arkadaşız derdi kesin.
ama arkadaş değildik, bilirdim.
zaten o susardı hep, yoktu hiç.
o susardı ben ona susardım.

adını koyamazdım bu ilişkinin.
sanırım benim kabuk tutmayan yaramdı o,
gelmeyen şafaktı hep karanlık.

sayardım günleri geçmezdi.

sevgiler derdik birbirimize arada.
seni seviyorum demezdim hiç.
ağzımızda bir sevgiler sakız gibi.
o sevmezdi bilirdim.
ben severdim onu
sadece bir tek onu düşlerime sarar uyurdum geceleri.

adını koymazdım hiç bu duygunun, koyduğum an biterdi.
zaten her şey düşündüğüm an biterdi.
bir gün baktım o yok.
gitmiş.

adını koymaya bile gerek yoktu.
çünkü bu başlamadan biten ilişkilerdendi.

beni de kendiyle götüren...

ZAAF

orda mısın değil misin hiç bilemedim.
bilemem de.

sen hep istediğinde ses verdin.
yine öyle olsun olur mu istediğinde ses ver.
ya da sessiz kal o da güzel.
ben alıştım sessizliğine.

olur ya karşılaşırsak bileklerimden tut

ve ben yanındayım de, gerçeğim;
çünkü hayalsin hep aklımda.
bir düşü saklamak gibi bulut tepelerinde.
yağmur gibi yağ demem ondandır hep.
yağmur gibi yağ ki varlığına inanayım,
iliklerime kadar benimle ol sana kanayım.
varlığına kanayım bu defa.

umutları bahar gecesi kırpıp kırpıp başımdan yağdırdım
belki tutar tutmazsa da gönüller bir şarkı söyler.
her mevsim bana bahar,
ilkbahar artık sen olmasanda yanımda.

ben iyiyim havalar ısındıkça daha iyiyim.
hele bir yaz gelse daha çok var ama.
kendimi atacağım akdenize soğuyacak yüreğim.

sen zümrüanka gibi küllerinden yakarsın belki.
bekliyorum işte kendi yaralarından iyileşen bir hastalık gibi.
bir kanayıp bir kuruyorum.

bekliyorum.
artık umut etmiyorum hiçbir şey,
hayal de yok.
bıraktım her şeyi bir gamda.
en tis nota ben oldum. duyulmayan.
duymadın hiç.
yine bekledim,
bekliyorum.
vazgeçmedim.
sonuna kadar benimlesin,
senden kaçış yok.

SUSTUKÇA

sustuklarımı büyütmedim içimde,
ben susamam çünkü.
ırmağım nehire karıştı. deniz okyanusa bulaştı.
ben konuştum susmadım.
sussam da sen altyazılarını bilirdin
şifresizdi benim aklım.

sen vardın hep derdim ya aklımdasın.
o kadar çok konuştum ki anladım sonunda yalnızdım.
iyi oldu ama hiç kimse gösteremezdi bana gerçekleri.
burda kar yağmazdı kar bile yağdı.

içimde bir istanbul uyanıyor
her sabah hücrelerime yayılıyor.
sen yoksun hiç ama, cidden yoksun.
konuştukça ben sen yok oldun.
çünkü yoktun.
sadece monolog yapmışım.
sözler çoğaldıkça aşkım değerden düşmüş.
yarım bırakmadım her şeyi söyledim.

seviyorsam benim sorunum
sevmiyorsan senin sorunun
ama artık biliyorsun.

GÖLGE

tenine bir kumralın gölgesi düştüğünden beri
kumrallardan nefret ediyorum.
oysa kumralım en sevdiğim şarkıydı bir zamanlar.
şimdi değil.

bana bir şarkı söyle içinde adım geçsin.
öyle keskin ki nefesin bir ömür benimlesin.
bana bir yağmur borçlusun içinden susup yağ bana.

öyle sessiz ki özlemin bir hayal gibi renksizim, sebep sensin bizsizim.

bir yağmur gibisin sele verdin kalbimi

yine de gelmedin.
özledim.

yalnız senin özlem'in.

DUYDUM Kİ UNUTMUŞSUN

bana bir şarkı söyle dedim içinde adım geçsin.
sustu.
sonra anladım o sustukça büyüyordu gözümde.
peki dedim içimden.
sen söylemiyorsun ya
şimdi tüm şarkılar sana söylenecek senin sesinden.

yalnız ben duyacağım.

duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini
biz hiç bakışmadık ki
bırak hayalin kalsın
söyle benim adım neydi
tek bunu bil hiç dokunmadığım sevgilim
benim adım neydi

gözlerimin rengini geçtim
bir mavide demirledim
senin gözlerin elaydı biliyorum
ben seni Gökyüzüm seçtim

DUVAR

biliyordum unuturdun öyle gibi oldu.
ama önemli değil.
sevmek affetmektir.
unutsanda hiç bilmesende ben seni seviyorum.

geçmiyor denemiyorum bile vazgeçmeyi.
seviyorum öylece.

içimden taşıyor.

insan hiç tanımadığı birini özler mi özlermiş seninle öğrendim.
bilmediğim kokun, dokunmadığım tenin bile duvar değil seni özlememe.
çok insan tanıyan çok çabuk unutur dedi bir arkadaş.

ya çok insanın sevdiği biri sen anımsıyor musun ara ara beni,
sesini duyduğum gün doğum günümdür dün değil.

gün gelse etin etime batsa

sımsıkı sarılsam sana,
nefesimi saklasam.
benim demem sana, iyelik eki yüklemem adına.
sevgim sahipsiz olsun.
hayat bir gün kadar kısa
olmasanda yanımda bu duygu hep kalsın yanımda.

sesimsin sen sessizliğim bir ömrü bir ana sığdırdığım bir hayal gibisin
bütün düşlerde sana uyanayım yanımda olmasanda önemi yok
varlığımı varlığında buldum ben bilmiyorsun
artık öğrensen.

MAVİ BULUT

biri vardır onun ellerinin sıcaklığını bilirsin kokusunu, sesini. ama o aşık olduğun adam değildir. kendini kandırırsın hep seviyorum diye. peki neden. çünkü seni seviyordur. ve sen seni seven birini sevmeyi tercih ediyorsundur. büyük hata. ve ortak şarkılarınız olur, ortak anılar. ama her şey aslında hiçtir. bir gün onun dudaklarında başka birinin izlerini aradığını fark edersin. ve o an ne kadar mutsuz olduğunu anlarsın. aşağıdaki yazı o hiçbir şey paylaşılmayan kişiye adanmıştır. hani beraber hiçbir anımız olmayan. ama benim mükemmelim o. benim tek gerçeğim. tek aşkım. unutmak kolaymış. unutmak kolaysa önce sen unut...

yaşadığım tüm aşkları yaşamadığım bir aşkla kıyasladım sürekli. hastalıklı bir şeydi. belki hiç yaşamayacağım bu aşk kapkara bir yağmur bulutu gibi beni takip etti. yağmasını istedim. iliklerine kadar ıslanmak ama o bulut sadece gölgesini gösterdi kendisi yoktu. ve ben kupkuru hayata devam ettim. başka hiçbir yağmur beni ıslatamaz iliklerime kadar sadece öyle bir yağar geçer. ben o kara buluta aşık; o bulut başka yerlerde başka toprakları ıslatır. işte tam bu yüzden bir deniz kızı olmaya karar verdim. şu sevgisi hayatından daha önemli olan küçük deniz kızı gibi bir köpük olup okyanusa düşmek için. oraya yağar o mavi bulut diye. ama yağmaz o bulut. sen başka ülkede yağarsın başka coğrafyada deniz kızı yapayalnız okyanusta. bulutun elleri yoktur hiçbir zaman kurtarmaya gelmez.


başka dudakları okursan oku, başka vücutları giy üzerine hiç üşüme. yağ başka denizlere. ben bekleyeceğim, bekleyebildiğim kadar. salak bir sadakatse benimki ben seni seçtim. sen bil yeter. adını sevda koymuşum bulutum. rengini turkuaza döndür yağ bana. beraber kururuz akdeniz güneşinde...

GÖKYÜZÜM


önce sesini sevdim sonra seni
yanaklarında yarım tebessümler

en son dudaklarında kaybolduğumu anımsıyorum
sonrası uzun yıllar

yokluğun ama sesin hep benimle
sesini sevdim ben karlı günlerde içimi ısıtan
ve her mevsimi bahara bağlayan

ilk sesindi sevdiğim yüreğimden vuran
sonra sen, hiç sevmemem gereken

düşlerime alıyordum seni
orda bile dokunmuyordum sana, sende bana
yürüyorduk yollarda
amansızca tartışıyorduk cümleler bir bir aklımda

düşlerime alıyordum seni
orda bile birleşmiyordu dudaklarımız
sadece ellerinle saçlarımı okşuyordun
yüzünde yarım bir tebessüm
bana mı gülüyordun

sen düşlerimin adamı
seni kocaman gözlerinden tanırdım
bir de koyu renk uzun saçların vardı

adını bile bilmiyordum
ama seviyordum seni

arada bir geliyordun düşlerime
sana sarılmayı seviyordum
bir kokun vardı tanımlayamam şimdi
kokunu tanıyordum
bugün karşılaşsak seni tanırım

düşlerime giriyordun sessizce dalıyordun
ellerimiz hiç birleşmiyordu
gözlerimiz hep birlikte

seni tanıyor muydum
sen kimdin
Seni görsem tanır mıydım
düşlerime alıyordum seni
sadece bir düştün...

adını bilmiyordum GÖKYÜZÜM diyordum

sen kendini bilirsin.

SENİ SEVİYORUM

sesindir içimi dolduran
ve senin sessizliğin bana koyan
belki içinde olmam düşlerinin diye.
korkumdur başka bir tene dokunmam,
kokundur bu ete en yakışan
terimdir sana bulaşan

ve sadece hüzündür şahit tüm bunlara.

seviyorum seni baharları eskite eskite bir ömrü yaşadık beraber
bizden habersizdik
oysa ben senindim
sen hep elindin.

yabacı dudakların coğrafyasında bırak senin şarkını söyleyim.
ve dokunayayım saçlarına
bir daha koklayamam böyle.

RUH


GÜN DOĞUYOR,
GÜN BATIYOR,
GECE SUSUYOR,
SEN SUSUYORSUN.


GÜNLER AKIYOR,
HAYALiN DOKUNMADIĞIM TENiN BiR AHMAK ISLATAN GiBi BENi VURUYOR,
HER AN SIRILSIKLAMIM. ,


SEVDAM KAÇ DÜŞE SIĞAR Ki?
SIĞMIYOR,
TAŞIYORUM.


YÜREĞiMiN TEZKERESi GELMiYOR,
ŞAFAK DOĞMUYOR BURDA,


VARLIĞINI VARLIĞINA ADADIM ADAMIM.
GEL ARTIK ŞAFAK VAKTi DOĞSUN GÜN,
IŞIĞINDAN KIRP YOLLA.
BiLMiYORSUN GÜN EKSiLiRKEN HAYATTAN ÖZLEMiN ARTIYOR,


HASRETiNE KAÇ ŞiiR ADADIM,
BiR ŞARKI ETMEDi.
ÖZLEDiM SESiNi,
ÖZLEDiM SESiM GiTMiYOR
SESiNi YOLLA SARILAMAM BELKi AMA RUHUMA YETER,


RUHUN RUHUMA DEĞER.

NEFES GİBİ


Susuşuna bir masal dondu,
Şimdi şarkı söyleme vakti,
Sesin sessizliğimdir üzerine bir öykü giydiğim.

Gülüşünden yıldızlar kendine dilek tutar,
Tutar mı dileğim tutmaz.
Tüm yıldızlar yağmur olup sana yağar.
Dudak arası düşler toplarım ne çabuk biter
Yoksun yokluğuna kendimi çarpar bölerim
Acım çıkmaz

Doğmaz şafak vakti bu şehire doğmaz
Yine de beklerim sen bilirsin beklendiğini

Şafak doğar bir gün diye umut ederim
Bir sarışın deniz kızı bekler
Bir özlem bekler zamana adını vererek

Özlemin bekler
Dudak izlerinin arasında bir nefes gibi bekler
Şafak vakti doğ artık bu şehre
Masallar yetmez.

DÜŞLER


düşlerimde seviştiğim hayaline öyle bağlandım ki
artık başka birinin adı bile yabancı bana
seni severken başka birinin olmak mümkün mü
seni severken...

sen hep başkasın diyorsun ya
yokluğunca eksiliyor kalbim yerinden
yokluğunca azalıyorum
ben hep başkayım
senin gözünde nerdeyim bilmiyorum

kimler var gözünün içinde
kimleri koyuyorsun yüreğine
kimler yatağının misafiri
ben yokum hiç olmadım olmayacağım yanında
teninin kokusu sarmaşık gibi sarılsa bedenime
bu zehirli aşk beni bırakmaz biliyorum sonum olur
biterim biliyorsun

yeminime senin adını koydum
bozarsam adını yinelerim tutar mı tutmaz duam
seviyorum seni bu benim sonum

bekliyorum hiç gelmeyecek günü
bekliyorum sabahı bekliyorum
doğmuyor şafak vaktim doğsa

düşlerimde seviştiğim hayaline öyle bağlandım ki
artık başka birinin adı bile yabancı bana
bilmiyorum bu işin sonu ne olacak

biliyorum sonum olacak korkmuyorum!

YAĞMUR


yağmur ile yürürken o ağlar ben ağlar
o saklanmaz ama ben saklanırdım
belki en çok kendimden saklandım.
ben ağladım kimse görmedi.
sonra o söyledi ben dinledim.
inadına sevdim bile bile.

en büyük hatam hiç benim olmayacak birini sevme lüksünde olmamdı.
şarkı çaldı ahmak ıslatan başladı,
ben yürüdüm kulaklarımda sesi,
yurda az vardı, soğuk vurdu kimse görmeden odaya çıktım.
imzaya inmeme daha vardı.

o söyledi ben dinledim.
inadına sevdim bile bile.
yurttan şehrin ışıklarına baktım ve yağmura.
mevsimler bahara ermiyordu burda hiç.
indim imzayı çaktım en tepeye çıktım
bir sigara ve onu dinledim ruhumda dolaşan sesini.

sonra sustum,
bizim kızlar baktı öylece gülüştük.
yağmurla ağlamıştık yeterdi.
uykuya vurdum düşüme gelmedi.

hangi yağmur ruhu dindirir?

SIR

içime sustuğum çok şey var dillendiremiyorum
kendime saklandı her şey
tüm duygularım sırlarım aşkım
her şey kapandı

son kullanma tarihi geçmiş reçel gibiyim
tatlı ama artık yenmez.
hiç gelmeyen bir telefonu bekler gibiyim,
o ses gelmez.
şarkılar bana yetmez!

YENİ YAŞ

Susuşuna bir masal dondu,
şimdi şarkı söyleme vakti
sesin sessizliğimdir üzerine bir öykü giydiğim.
Gülüşünden yıldızlar kendine dilek tutar.


Aylardır aynı şarkıyı dinliyorum ben,
sessizliği ezbere çekip
bir yağmur gölgesinde yeni bir mevsime giriyorum.

Sensizliğinin hüküm sürdüğü coğrafyada
huzuru bulduğumdan beri
sesini sabah çayına katıp içiyorum
ve geceleri yakamozu bir şiirle vurup
tek bir kurşun gibi şakağıma dayıyorum yalnızlığı.

Şafaklar hep aydınlık sana.
Tüm özlemlerin nefes kadar yakınında olsun.
Kutlanmaya değer bir şey buldun mu hiç sen?

ben buldum seninle
yeni yaşın kutlu olsun.

28 Mayıs 2008 Çarşamba

AYNA

Sana biriktirdiğim tüm sözleri aynaya konuştum
o dinledi beni sen dinlemedin pranga vurdun her cümleme

sır verdim aynaya ama tutmadı sana söyledi
çünkü ayna sırdan yapıldığından sır tutmazmış bilemedim !!!
sana giyindiğin tüm vücutları soyun desem
sadece beni giyinsen üstüne yapamazsın ayna söyledi bana !!!

hep susuyorsun bense geveze balıkçı kuşlarına döndüm
gece oluyor ben gidiyorumsen sustuğun tüm cümleleri say dök bakalım

bir ben bulabilir misinbir ben daha sevebilir mi seni ???

senle ben ayrı akımların tabloları gibiyiz
sen van gogh yıldızlı gece, ben picasso ağzı burnu bir yerde
sen nerde pastel renkler var onlarla boyanmışsın
ben deli dolu tüm renklere bulanmışım.
aynı koleksiyoncuda bile denk gelmeyiz canım belki bir müzede.

sen şimdi git tüm renkleri soyun gel bir maviye dön
ben zaten mavideyim deniz kızın seninle
sonra aynaya söyle aramızı bozmasın
sen hep benimlesin ben seninle olmasamda

bana bir aşk borcun var yazdım

söyle monet'e o ödesin

YUMUŞAK G


susuyorsun
aramıza okyanuslar giriyor ben boğuluyorum
sustuklarını biriktiriyorsan
sıra bende şimdi

bir yumuşak g oldum ben, duy duyabilirsen
ara bul bak dokun dokunabilirsen
büyük acılar sessizdir
şimdi acımın en çoğundayım
sen yoksun hiç olmadın zaten

sardım sarmaladım kendimi
kadere sustum, susuyorum, susacağım
ruhumla konuşacağım artık.
ben sessiz, senin sessizliğinle daha da sessiz.

birkaç yağmuru giyeceğim üstüme
birkaç rüzgara taratacağım saçlarımı
bir çınara açacağım tüm derdimi
ağaçlar sır vermez kimseye
sonra ilk bahar güneşinde bir papatya olacak kederim
seviyor sevmiyor yapmayacağım
kalacak öyle toprakta
çünkü ben cevaplarımı aldım

ne kadar susarsam susayayım
sadece susacağım sana!

bilmeyeceksin sadece gitti diyeceksin ama nereye..

şimdi bir yumuşak g oldum ben

hadi konuş konuşabilirsen
seni hep özleyeceğim
ama ben daima bir ozlem ile yaşıyorum bunu biliyorsun.

sadece sana susuyorum.

işte bunu bilmiyorsun.

SUSTUM

bir yalanı içime saklar gibi sustum
insan hiç unutamayacağı birine elveda der mi?
demedim...
sustum!

bir sırrı aynaya işler gibi sustum
seni aklıma gömünce gerçeğe dönersin sandım ondan sustum
varlığını varlığıma bir gün eklerim ümidiyle sustum.
adın yalancı cennetimdir,
adını sustum ki kimseler bilmesin cennetimi
dalmasın mabedime.

bu yeni yıl susmayı öğrendim bilmezdim
sen öğrettin

sustukça seni buluyorum boş parantezlerde
sana susuyorum gelmiyorsun, bekliyorum.

sustum bir günahı yüreğime döker gibi sustum.
denizi yağmurla yıkar gibi sustum
sustukça içimde büyüdü
sustukça gerçek oldu
sustum sen yine yoksun...

KELEBEK

kaçak bir kelebek gibi, tenine konsam
bir ömre senle doysam.
teninin misafiri,kalbinin sahibi,kim bilemem!
soramam,
hakkım yok.
hayat kısa ,düne ait ne varsa ardımda;
kendimi sana eklesem
bir olsak kelebek kadar yaşasam...

AİT

Bende sana ait bir şeyler olsun isterdim. el yazın, bir küçük fotoğraf, bir kitap; sayfaları yer yer yırtık,çizik arkasında önünde notlar, karalamalar, bir gömlek üzerinde kokunun hala durduğu bir yastık yalnız senin uyuduğun. bende sana ait bir şeyler olsun isterdim. yok, hiç olmadı. bilmedin, bilseydin belki olurdu. bende sana ait bir şey yok. sensiz seni yaşadığım seneler.

bizim ortak anımız yok.bizim hiç ortak anımız olmadı. benim içimde biriktirdiklerim. sensiz geçen yılları omzuma şal yerine yük etmişim. bilmedim aşkın sustukça büyüdüğünü. ses vermedim. sormadın ki sen hiç, ben de söylemedim. geçmedi susmadım. yokluğunu kendime düş eyledim. bir şarkı gibi çalındı bana varlığın sorma son susan söylemedi bu kez son sözü kalbiyle. ben söyledim.

MAVİ DÜŞLER


Bugün topuklarımla yolları döverken kulağımda sesin vardı. ve rüzgar dokunurken yüzüme seni düşündüm yine. ve nedense tam da seni unuttum derken dalıyorsun hayatıma. keyifli değilim bu günlerde senden haber alamıyorum! ve seni özlüyorum nedensiz. yazıyorum içimdeki zırh yok oluyor. özgürleşiyorum.her nerde olursan ol, kimlerin dudaklarını okursan oku; seni düşünüyorum. biliyorum bu günler geçecek.

keyifli değilim hiç. yağmur da yağmıyor. yıkamıyor yüzümü.seni seviyorum desem gelir mi sesim oraya. arada kaç rüzgar var kaç fırtına.sen uzak diyarlarda aklında ben bile yokum.seni unutmuyorum hiç hep karlı günlerin izi var üstümde ve sesin uzun yolculuklarda eve dönüşlerimde. gelir mi sesim sana dokunamazsın ki gözyaşlarıma.inkar etmiyorum. seni seviyorum. sana hiç dokunamasamda. biz iki yabanci olsakta. seni uzaktan sevmeye alıştım benöyle arada şehirler olmasına bazen düşünüyorum da aşkını seramda kendim büyütmeyi yolun en başında seçmişim sen zaten bilmiyordun aslında kalbimin başkentinde yaşıyordun bense senin olmadığın tüm denizlerde ege akdeniz fark etmez sürgünü yaşıyordum seni uzaktan sevmeye öyle alıştım ki.

sabahları uyandığını düşünüyorum ilk aynaya gülümseyişin geliyor gözümün önüne dokunmadığım saçlarının ıslak hali sonra kahveyi dudaklarından yalayışın ve kokun bak onu bilmiyorum rüzgarlara bırak getirirler bana.başka dudakları okursan oku, başka vücutları giy üzerine hiç üşüme. yağ başka denizlere. ben bekleyeceğim, bekleyebildiğim kadar. salak bir sadakatse benimki ben seni seçtim. sen bil yeter. adını sevda koymuşum bulutum. rengini turkuaza döndür yağ bana. beraber kururuz akdeniz güneşinde.

bana bir şarkı yolla iç sesinden, bilmediğim tüm notaları diz, anlamadığım tüm dillerde söyle. içine kendinden koy yastığa kafanı koyduğun andaki yüz ifadeni ağzına aldığın ilk ekmek parçasının lezzetini. terini koy içine, parmak izlerini eski kitaplarda bıraktığın. içine biraz mavi koy biraz sarı . beni düşün de oku son bir kez.sana yazdığım tüm sözleri yüzünde bir gülümseme ile erit ve elimi tut bırakacak olsan bile sıkı sıkı tut. tut ellerimi dudaklarını dudaklarıma sar. ve bir iz bırak bileyim bu senin dokun ve kokun kalsın tenimde...

küçük hesaplar peşinde olmadım hiç. hesaplamadım aşkın iç açıları toplamını. zaten matematiğim de kötüdür benim. aşkı üçgenlerden, beşgenlerden oluşturmadım. benim noktalarım oldu. düz çizgilerim. dairelerim oldu hep çevresinde dönüp durduğum. saplantılarım oldu, bir anda sildiklerim. hayallerim oldu, senin el vermediğin, ses etmediğin.ikinci el aşklardan korktum hep üzerime giymedim. giyemem diye,sığamam ben geçmişe. içimden taşar duygular. aşkın prensipleri yoktur ama benim vardı. çünkü benim aşkım yoktu. mükemmelim vardı o sendin. bilemedin.

zaman bir anıyı bir papatyaya satma zamanı. anımız yok papatyamız da yok daha. bahar gelmedi. gelince ben sana gönderirim bir demet. seviyor sevmiyor yapma ama koy öylece masaya. seni sever bu yürek sorgusuz sualsiz.ama işte benim sevdam bana bin fırın büyük ben o kadar ekmek yiyemem obez olurum maazallah. küresel ısınma bana da uğrar pek yakında.seni seviyorum derim babama o da teşekkür eder sen gibi. ne güzel..."seni seviyorum" "teşekkür ederim" ben teşekkür ederim.

ne desem az. artık bu yolu yalnız yürüyeceğim. sen olmadan. her şey gönlünce olsun elbette bu günler geçecektir. elbette ben de büyüyeceğim, akıllanacağım. saf yanımı soyunacağım. bir hayat giyineceğim,içinde sen olmayacaksın. bu kez roller farklı kenar süsü olmayacağım. boyalı cümlelerim olmayacak. duygularımı tek renge boyayacağım. rengi sen seç bu sefer pembe olmasın, mavi olsun.
seni giyineceğim.